Buradasınız: / Genel / Karatay Diyeti Nedir ?
karatay diyeti

karatay diyeti

 

Karatay Diyeti aslında Hollywood Diyetinin (Protein Diyeti) geliştirilmiş halidir.Daha öncede Protein Diyetini Dr. Atkins, Dr. Dukan ve bir çoğu denediler ve geliştirdiler.

Sağlıklı olan Peygamber Diyetidir.Peygamber Diyetinde kişi günde 2 öğün yer, az yer ve çok çiğner çok basit ve en sağlıklı metot budur.Fakat kişinin ilk zamanlar buna alışması biraz zaman alır.

Bazı diyetisyenlerde nedense sürekli şu kadar et ve şu kadar peynir yenmeli diyorlar. Et, peynir ve mamülleri kanda asitlenmeye neden olduğu bu asidi nötürleştirmek içinse aşırı oksijen ve kalsiyum harcanmasına sebep olduğu tespit edilmiştir. Oksijen yetersizliği halsizlik, dermansızlık ve immün sisteminde (bağışıklık sistemi) zafiyete neden olur. İmmün zafiyeti ise birçok hastalığa davetiye çıkarır. Bu nedenle beli bir yaştan sonra bu 35 olabilir çok az et ve et mamülleri tüketilmeli ve asla peynir yenmemelidir.(Nhp 10.06.1416)

Bir araştırmadan gönüllü olarak katılan bir grup insan yemeleri için kek verildi ve 15 defa çiğnemeleri söylendi ve aynı kişilere tekrar kek verildi ve bu defa 40 defa çiğnemeleri söylendi.40 defa çiğnediklerinde % 12 daha az kalori aldıkları izlendi.Sakız çiğnemenin yemek çiğnemekle ilgisi ve faydası yoktur.

Doktorlar 16 orta kilolu ve 14 şişman üzerinde yaptıkları araştırmalarda obez olanlarla normal kiloda olanların aynı hızla lokmaları çiğnedikler, fakat obezlerin lokmaları daha çabuk yuttukları tespit edilmiştir.İlim adamlarının yaptığı araştırmalarda çok çiğneyerek beslenenlerin beyininde tokluk hissi uyandıran ghrelin hormonun erken salgıladığını ve hızlı yemek yiyenlerde tokluk hissi veren hormon yerine açlık hissi veren grelinin harmonu çok yavaş azaldığı gözlenmiştir.Bundan anlaşılması gerekende çok çiğneyince kişi bir tabak yemek yiyince doyuyorsa hızlı yemek yediğinde 4 tabak yemekte ancak doyabilir.Kişi fazla yemek yiyince sindirim organlar, böbrekler, damarlar, lenf sistemi yanki kısaca bütün organlarda cüruf oranı çoğalır.Artan cürufu atmak zorlaştıkca hastalıklarda ağırlaşır.

Basit bir örnek verecek olursak muftakta bulaşık yıkamanız gerekiyor, bulaşıkları yıkamadan önce bulaşık artıklarını çöpe dökmeniz gerekir, aksi taktirde iri yiyecek artıkları gideri tıkar.Kişi hızlı yemek yerse proteinler küçük molekülü aminoasitlere dönüşeceğine küçük proteinlere dönüşür, metabolik değişimler sırasında çok artık madde ortaya çıkar.Bu da vücutta curufun yoğunlaşması demektir.Eskiden köyde Taş değirmen vardı, değirmen takriben 800-1000 kg olup tepsi gibi yuvarlak ve ortasında 15-20 cm çapında bir deli var ve bu deliğe yukarıdaki hazneden bir oluk vasıtası ile yavaş yavaş az miktarda buğday akar ve buğday un haline gelir.Şayet değirmene olması gerek den fazla buğday akarsa un yerine elinize küspe geçer.İşte doğru çiğnenmeyen besinde sindirim sisteminde büyük felaketlere sebep olur.Aynı şekilde kahve değirmeninde misk cevizi (küçük hindistan cevizi) öğütmeye kalkarsanız, değirmeni kırarsınız.

ÇİĞNEME: Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atomsentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (curuf) yoğunlaşmasına sebep olur.Curuflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.Az çiğneme sonuçu ortaya çıkan aşırı asidoz ve cürufu atmak için toplar damarlar, lenf kanaları, böbrekler ve akciğerler sürekli çok çalışmaktan artık arıtmaz hala gelirler.Belediyenin fen işleri gibi çalışan lenf sistemi mikropları yok edeceğine mikrop üretir hale gelir.Yıllar önce İstanbul Belediye Başkanı Nurettin Sözen’di ve onun zamanında İstanbul çöplüğe dönmüştü.Kapalı çarşı ve Emin önünde iş yeri sahipleri birbiri ile kavga yapıyorlardı benim iş yerimin önüne çöp atmayın diye ve Turistler ağızlarını tıkayarak ”Oh My God” diye bağırarak kaçıyorlardı.Lenf sistemi de aynı Belediyenin Fen işleri gibi günde 3 litre ölü hücre, ölü bakteri, protein artıkları, yanmamış yağlar vb artık maddeler ile birlikte fazla kirli sıvıyı (yoğun olarak su) toplar.Lenf sistemine aşırı yükleme olursa mikropları yok edeceğine mikrop üreten merkez olur.Böbrekler sürekli kan temizlerken kan aşırı kirli olursa böbrekler yorulur ve yavaş yavaş kronik böbrek yetmezliği başlar, aşırı kirlenene kanı akçiğer arıtmazsa bronşit, astım ve nefes darlığını tetikler.Sürekli vücutta cüruf (artık madde, ölü hücreler, mikroplar vs) oranının yüksek olması kist, miyom, lipom, nodül, damarlarda yağlanma daralma sonucu beyin, kalp, pankreas, karaciğer vb., organlarda yağlanma sonucu bir mikroplar için ideal bir cüruf (bataklık) oluşur ve kişi çok kolay hastalanır ve kolay kolay iyileşemez.Gökçek İksir, Aloevera jel, damar çayı ve enfeksiyon çayı ile vücutta ki cürufu arıtmak mümkündür, fakat yeniden cüruf olşmaması için mutlaka çok çiğnemek gerekir.

Fitik asit (Phytin asit) Kalsiyum, Magnesiyum, Demir ve Çinko ile bağ oluşturur ve merkezsinde fosfor bulunur.Bu minerallerin çözülüp emilebilmesi ancak ve ancak bağırsaklarda ki faydalı bakterilerden laktobasilus bakterilerinin devreye girmesi ile mümkündür.Yanlış beslenme ve aşırı kimyasal ilaç kullanmakla laktobasilus (laktik asit bakterileri) azalırsa mantarlar çoğalır mantarlar glikozu toksik maddeye dönüştürür.Fitik asidi çözen Fitaz enzimini geviş getirmeyen canlılarda bulunmadığından tahıl tüketmek insanlar için sağlıklı değil asla tahıl tüketmeyin diye bazıları kampanya başlatmışlardır.Son yapılan araştırmalarda kişi yediği lokmayı çok çiğnediğinde fitik asit diğer proteinlerden çözülür ve serbest kalır, fakat yinede sindirilmez.Ancak ve ancak bağırsaklarda ki faydalı bakteriler (laksik asit bakterileri) fitik asidi çözmek için fitaz üretirlerse fitik aside bağlı olan mineraller çözülerek bağırsaklardan emilir (absorbe edilir) hale gelir.Fakat kişi aşırı antibiyotik kullanmışsa ve aşırı tatlı tüketiyorsa faydalı bakteriler azalır ve zararlı bakteri ve mantarlar çoğalır ve bunların üretmiş olduğu toksik maddeler (zehirli gazlar ve zehirli alkoller) bağırsakları yakar.
1.) Bağırsaklarda bu nedenle çok yoğun bir yağ tabakası oluşur ve bu yağ tabakası nedeniyle ince bağırsak yeterince enzim (diaminooksidaz) salğılıyamaz.Bu enzim (diaminooksidaz) azalırsa histamin oranı yükselir.Histamin oranın yükselmesi ise kişide polen alerjisi, besin alerjisi, kurdeşen, alerjik astım, akne, sedef, ekzem, romatizma, kolit, ibs, vb. rahatsızlıkları tetikler.
2.) Faydalı bakterilerin azalması zararlı mantarların çoğalması nedeniyle proteinler amino asitlere dönüşürken artık madde olarak ortaya çıkan homosistin (homocystin) LDL-Kolesterolunu tetikler.Tetiklenene LDL-Kolesterolunu bağışıklık sistemi mikrop gibi alığılar ve makrofaj bu oksitlenmiş LDL-Kolesterolunu giyerek balon gibi şişer ve patlar, ortaya sümüksü süngerimsi yapışkan bir madde çıkar.Buna cüruf denir ve bu cüruf damarlar başta olmak üzere bütün organlarda yağlanma daralma ve sertleşmelere sebep olur.Bu durum kişide ani beyin kanaması, kalp krizi, karaciğer yağlanaamsı, böbrek yetmezliği, lenf bezlerinin şişmesi, pankreasın yağlanması nedeniyle diabet, cinsel organlarda yağlanma nedeniyle cinsel yetersizlik gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar.

TÜKRÜK (Tükürük): Çene altı, dil altı ve kulak altı tükrük bezeleri günde yaklaşık olarak 1500 ml tükürüğü ağız içine salgılamaktadır.Tükrük içinde su, bikarbonat, potasyum, sodyum, klor, kalsiyum, glikoprotein ve ptiyalin (tükürük amilazı) bulunmaktadır. Ptiyalin tükrük bezelerince sagılanana ptiytalin bir enzim olup besinlerin çiğnenmesi sırasında nişastayı ve diğer büyük karbonhidratlı molekülleri daha basit disakkaritlere parçalar.. Glikoprotein (Müsin) ağız içindeki besinlerin kayganlaşmasını sağlar ve tükürük ağız içini sürekli olarak nemli tutar.Tükrük besinlerin içindeki bazı molekülleri çözerek, bunların tadının alması dil üzerinde ki papiler sayesinde olur.Tükrük yutma işlemini kolaylaştırdığı gibi dil ve dudakların hareketlerini serbestleştirerek, konuşmayı da kolaylaştırır. Tükrük dişleri ve ağız içini sürekli yıkayarak, bunların temiz kalmasını sağlar.Tükürüğün pH’ı değeri ortalama 7′dir. pH’sı 7 olan tükürük, kalsiyum ile doymuştur. Bu nedenle dişler, tükürüğe doğru kalsiyum kaybetmezler. Fakat tükürük pH’ı asitli faza kaydığında, kalsiyum bakımından doymuşluğu azalır. Bu durumda dişler tükürüğe doğru kalsiyum kaybederler.Bu nedenle peynir, çay, kahve, kola, tatlı yiyecek ve içecekler asidoza sebep olur ve dişlere ve kemiklere zarar verirler.Tükürük salgısı merkezi sinir sisteminin kontrolu altındadır.Ne kadar çok çiğnerseniz o kadar sindirirsiniz ve sağlıklı olursunuz.Çok yavaş yemek yemeli böylece dilcik çevresin de bir kas oluşur ve besinler tam öğütülmeden bu kas tarafından bırakılmaz.Dilcik etrafında zaten kas var, bu kas hızlı yemek yiyenlerde çok gevşek olduğundan bir fonksiyonu yoktur, çok çiğneyen ve yavaş yiyenlerde bu kas baraj gibi bir bent oluşturur ve besinler sıvı bir hal almadan yutulmasını engeller.Kişi 40 gün yavaş yemek yer ve çok çiğnerse bu kas tekrar güçlenir.Ne kadar az çiğnerseniz vücudunuz o kadar cürufla dolar ve buda mikropların çoğalması için ideal bir bataklık (cüruf yığını) demektir.

 

Sebze; Mineral, vitamin, enzim ve diğer lifli maddelerle birleşik olduğundan hemen şeker dönüşmez. Bu nedenle bağırsak mantarları sebze ve meyvelerdeki şekerlerden istifade edemezler. Bağırsak mantarları tahıl ve bakliyattaki, özeliklede un mamülerindeki nişasta hemen çözülerek şeker dönüşür. Artı saf şeker içeren tatlı, çikolata vs yiyecekler, kola ve fanta gibi içeceklerdeki saf şeker mantarların ana besinidir. Bu nedenle 6-7 hafta sebze çok yenebilir, fakat meyve aşırı yenmemelidir. Balık ve meyve kilo yapmaz görüşü de yanlış bunu bizzat yaşadım. Fazla balık vede meyve de kiloya sebep olabiliyor. Un mamülerinideki nişasta çok kısa sürede şerkere dönüşür ve buda metabolik değişimlerle yağa çevrilerek vücut ta depolanırken, sebzelerdeki karbonhidratın şeker dönüşmesi zaman alır, çünlü karbonhidratlar vitamin, mineral, enzim ve ptoteinlarla bileşik olarak bulunur. Bu nedenle aşırı sebze yenebilir, fakat aşırı meyve yemek iyi değildir, çünkü meyve yüksek oranda şeker içerir ve buda kilo yapar.

Lenf sistemi: Lenf sistemi kan dolaşımı gibi doku ve hücrelerdeki artık maddeleri toplar, fakat lenf sisteminin bu trasport işlemi oldukca farklıdır. Kan dolaşımı atar ve toplar damarlardan oluşurken, lenf sistemi tek yönlü yol gibi sadece toplama işlemi yapar. Hücreler arasında kalan artık maddeleri lenf sistemi alarak ana lenf damarına (kanalına) ulaştırır, bu kanalda artık maddeleri (curuf) toplar damarlara verir.Lenf sistemine beyaz kan dolaşımıda denir. Lenf ssiteminin % 85’i bağırsaklardadır. Şehirlerin çöpünü belediye toplar, vücuddaki artı maddeleri (curuf) ise lenf sistemi hem toplar hemde miktopların yayılmasını önlemek için lenfositleri üretir.
BAĞIRSAKLAR: Sindirim salğılarının kalitesinin düşmesi nedeniyle hayvansal besinler sindirilmez ve kalın bağırsağa ulşan besin artıkları kokuşur ve buradaki zararlı (patalojik) bakterilerin azmasına (çoğalmasına) sebep olur. Böylece 6-7 hafta sebze ve meyve yiyerek faydalı bakterilerin artması vede zararlı bakterilerin yok olmasını sağlanır, çok çiğnemek yavaş yemek şartı ile diğer besinlerden az yenebilir. Bağırsaklar 350 metrekare ve 100 katirilyon bakteri vardır ve bunlar sağlıklı bir bağırsakta % 99’u faydalı bakterilerdir.Ne kadar kimyasal ilaç, özeliklede antibiyotik kulanılırsa bağırsak florası o kadar bozulur. Hastalıkların % 90’ı bağırsaklardaki bağırsak florasının bozulması, % 5′ mide rahatszılıkları vede % 5′ diğer organlardaki problemlerden kaynaklanır. Gastirt ve ülseri tonik ile tedavi etmek mümkündür, fakat bağırsak florasının tedavi edilmesi ancak ve ancak doğru beslenme ile mümkündür. Bağırsak mantarları sülük gibi bağırsak mukazasına yapışır ve dışarı atılamaz. Ben 17 sene alerji nedeniyle testler yaptırdım, mantar yok dendi, fakat belitileri bunu gösteriyordu. Geniş yazı aşağıdadır.

Akşama yemeği: Neden akşam saat 18’den sonra ağır yemekler yememeli, çünkü mide 18’de sonra çalışmasını minimuma (en düşük tempo) indirir. Ve böylece tam sindirilmeyen besinler bağırsaklara geçer ve oradada gerekli sindirim olmaz ve absorbe edilen besleyici meddeler tam hazmedilmemiş olduğundan yanarak enerjiye dönüşürken aşırı curuf (artık madde) oluşur ve bu curuf (artık madde) vücudun zayıf noktalarına depolanır. Böylece kilo vermek imkansız olur vede kişi sürekli kilo alır. Mide sabah saat 3’de çalışmaya başlar ve saat 7’de en yüksek çalışma temposuna ulaşır. Saat 13’e doğru çalışmasını yavaşlatır ve 18’den sonra çalışmasını minimuma indirir. Bağırsaklar saat 7’de normal çalışmaya başlar ve saat 13’de çalışma temposu maksimuma erişir ve saat 18’ye doğru temposunu azaltır vede saat 22’a doğru minimum derecede çalışır. Bu nedenle geç saatlerde yenen besinler hazmedilmez ve büyük problem yaratır. Nişastalı besinler (ekmek, makarna, baliyat, tahıl vb) akşam geç saatlerde yenirse tam sindirilmez ve nişasta şekere dönüşür, şekerde yağa dönüştürülerek vücutta depolanır. Yani ha hayvansal ağır besinler, ha nişastalı besinler her ikiside kilo yapar. Bu nedenle akşam yemeği yerine yoğurt, meyve, sebze yenmesi veya sebze çorbası içilmesi doğru olur.

Almanlar akşam yemeği yemezler: Almanların akşam yemeği yememesi benim çok tuhafıma gidiyordu. Almanlar akşamları bir dilim ekmek, sebze çorbası veya bir meyve veya bir kase yoğurtla idare ederler. Bunu ben 30 yıl önce anlamamıştım, ama araştırdığımda bunun bir Osmanlı tarzı beslenme olduğunu gördüm. Atalarımız hep sünnete uymuş ve Atlas’dan (Fas) Alaska’ya kadar at koşturmuş. Nasıl at koşturmuş sağlıklı beslendiği ve sağlıklı yaşadığından, yani sünnete uyduğundan. Ne zaman sünnet’ten uzaklaşmış o zaman hantallaşmış beyin ve bileği çalışmaz olmuş ve küçülmüş küçülmüş vede küçülmüşüz. Artık büyümenin zamanı gelmiştir. Bu nedenle doğru beslenelim ve kafamızda bilğimizde çalışsın.

Yanlış Beslenme: Neden bu kadar kilo aldım, tabii çok yanlış ve ağır beslenme nedeniyle. Tanıdıklarımdan 35-40 yaşlarındaki bazı insanaların kalp ve kandolaşımı problemi, damarların yağlanması (arterioskleroz) ve aşırı kilolar’dan öbür dünyaya göçmeye başladılar ve bu beni korkutu. Bu nedenle bir çok diyet yöntemi uyguladıysamda pek başarılı olmadım. Bende et, peynir ve yumurtayı bıraktım vede siyah çay kahve, kola ve fanta içmemeye başladım. Vede akşamları fıstık ve antep fıstığı yemeyi bıtaktım. Akşamları ise hayvansal besinler, hamurlu ve bakliyatgiller gibi ağır yiyecekler yerine çok az meyve, salata veya yoğut yedim veya sebze çorbası içtim. Ve bana ait olan Gökçek Diyetini geliştirdim ve iki hafta Gökçek Diyet ve Gökçek Kan çayı içtim vede 6 kg (06.12.06) verdim. Gökçek Diyetvücudun metabolik değişimlerini tetikler, yani arıtır ve aşırı yağlar yanarak erir ve böylece fazla kilolar atılır. Şişmanlık başta nefes darlığı, kolesterol, damar sertliği, kalp krizi, beyin kanaması, yüksek tansiyon, allerji, sindirim rahatsızlıkları, görme ve duyma anormalikleri, cinsel yetersizlik vb.. gibi rahatsızlıkların ana sebebidir.

Türk Misafirperverliği veya Türk İşkencesi: Aslında çok güzel örf, adet ve töre gibi görünsede bu abartı misfirperverlikten çıkıyor ve işkenceye dönüşüyor. Misafir gitiğiniz yerde veya size misafir geldğinde masanın üstü boş kalırsa ayıp olurmuş gibi, önce çay ve cerez, yemek vaktine karar zaman varsa kahvaltı gibi hafif aperatifler, yemekten sonra, tabii bu yemek zaten çok çeşitli ve ağır, evet yemekten sonra meyve ve meyveden sonra yine cerez, çay veya kahve faslı. Bütün bunlar normal olanıdır. Birde bazı misafirler ayağa kalkmadan yine açıktılar mı diye sorma ve ve hatta yatılıya gelen bazı misafirler yatmadan önce yine birşeyler atıştırıyorlar. Misafirlik misafirlik olmaktan çıkıyor, işkenceye dönüşlüyor ve bunu her ev sahibi yapamak zorunda, çünkü dedikodudan korkuyorlar. Bu kötü alışkanlık töre, adet veya misafirperverlik olamaz. Bu insanaları zehirlemektir. Bana kalırsa misafire yemek vermemek vermekten daha iyidir, misafirin ve tabii kendi sağlığınız için. Bir haftalığına Türkiyeye gidiyorum 6-7 kg alıp dönüyorum.Yemek, yemek, yemek evet her sırsata yemek yemek için şartlar oluşturmak. Bayanlar akşamaları kadınların altın günü vs diyerek toplanmaları ve yine yemek, çay, kahve, cerez ve meyve faslı devam ediyor. Erkekler saatlerce kahvede kagıt veya okey oynadıktan sonra evlerini hatırlıyorlar ve eve gelince geç saatlerde çok ağır yemekleri tıkabasa atıştırmalar ve hareket etmeden yatıyorlar. Özeliklede Almanyada Türk kadınlarını görünce korkumdan onlara yol veriyorum, çünkü yürürken bir çarpsalar maşallah uçarsın. Çoğu bayan evlendikten sonra birde 2-3 çocuk yapınca kendilerine hiç dikkat etmiyorlar ve sürekli hamurlu, peynirli ve etli yiyeceklerle obez (aşırı şişman) olup çıkıyorlar. Bu nednelede çok boşanmalar oluyor. Adam bakıyor rus, taylantlı veya alman kadınları çıta gibiler, sonrada boşanıyorlar. Almanyadaki kadın sığınma evlerindeki kadınların çoğu Türk ve Faslı nerdeyse almanlardan fazlalar. Evet birde çok kötü adetlerden biride cenazeye başsağlığına gidenler, karınlarını doyurmayı düşünüyorlar ve yemek yemeden ayrılmıyorlar, bu ne kötü bir alışkanlık.

Kalori: Yılardır duyarız işte büroda çalışan şu kadar, inşaata çalışan şu kadar kalori alması gerek, şu besinden şu kadar bu besinden bu kadar denir ve bizde inanırız. Sindirim sistemeleri iyi çalışan insan az yemekle yetinir, ama sindirim sistemilerinde problem olan kişi ne kadar yese doymaz.

Günde 5-6 öğün yeme hikayeside doğru değildir. Bazı hastalara doktorlar az yemek yemeyi tavsiye edeceğine, gün alınan 3 öğünün 5-6 öğüne yayılmasını tavsiye edilmektedirler. Evet günde 3 defa ağır yemek yemek tabii doğru değil ve bunun yerine günlük 3 defa alınan öğünü, 5-6 öğüne yaymak iyi fikir gibi gözükse de iyi fikir değil. Günde 3 defa değil mümkünse 2,5 öğün almakatır, yani akşam yemeği yerine yoğurt, meyve, salata veya çorba gibi çok hafif bir menü iyi olur. Neden böyle bir beslenme gereklidir? Çünkü mide kahvaltıdan sonra bunun hazmetmek için 4-5 saat zamana ihtiyaç duyar ve öğle yemğinden sonrada yine 4-5 saatlik bir zaman dilimine ihtiyaç vardır. Ve çok hafif bir akşam öğününden sonra mümkünse birşey yememek gerekir. Zira mide bu saaten sonra en minimum çalışma temposuna girer ve yenilen besinler hazmedilmez mide büyür ve sarkar. Mide: mide asidi (HCL) ve sodyumhidrojenkarbonat (NaHCaO3)’ı salğılar asidi direkt besinlerin hazmı için mide mukazasına gönderirken, sodyumhidrojenkarbonatı pakreasa nakleder. Bu asit ve bazın kaliteli salğılanabilmesi için öğünler arasında 4-5 saat gibi bir zaman dilimi gerekir vede arada birşeyler atıştırmakta asit ve bazı kalitesinin düşmesine sebep olur. Asit ve bazın kalitesi düşünce besinlerin sindirilmsi problem olur. Bu nednele mümkünse günde 2 öğün en idealidir, şayet mümkün değilse 2,5 öğünde olabilir. Bu Alman tarzı beslenme gibi gözüksede değildir, çünkü bunlarda bu beslenmeyi Osmanlı’dan almış Osmanlı’da malum Kuran’a ve Peygamber Efendimizin sünnetine dayanayark bu beslenme tekniği geliştimişti. Eskiden beri İstanbul’da yaşayanlar sağlıklı beslenmeyi bilir. Avrupa hayranlığı ve bizden olmayan bujuvazinin Türk gibi değil Avrupalı gibi yaşaması diğer insanlarımızında bunlara özentisi nedeniyle milli değerlerimiz yok olmuştur. Mesala Atatürk’ün en sevdiği yemek kuru fasulye, bu gün hangi zengin kuru fasulye yerki.

(İbn-i Sina: Almanca yayınlanan tıp kitaplarda bile İbn-i Sinanın dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hekimi olduğu vurgulanır. Fakat Türk ve müslüman olduğu gizlenmek için ona birde Avicenna ismini takmışlarki okuyanlar italyan sansınlar. İsviçreli Paracelsusu almanlar alman diye sahiplenirler. Paracelsus İbni Sinayı taklit etmiş ve bazı yöntemelerinide geliştirmiştir. Osmanlı Maturidilik’ten Eşariliğe geçince Üniversitelerde pers ve arap üleması söz sahibi olmuş ve buda bizim sonumuzu getirmiştir. Çünkü Kahire, Bağdat ve Kum’dan (Tahrana yakın bir şehir) gelen ülema islamı Türke göre değil araba ve farsa göre yorumlamış ve müsbet ilimler Medreseler’den kalkmıştır. Çöküşümüzün sebebini analayan ilk insan Atatürk olmuş ve yeniden Maturidiliğe geçişi başlatmış, fakat yerine geçen çözmez, Türk milletini batının kulu kölesi yapmıştır. İbni Sina ilmi kaynağından yani Kuran’dan ve Sünneten aldığından en büyük hekimdir. Paracelsus’da büyüktür, çünkü ustası büyüktür. İbni Sina gibi büyük bir hekim varken Hippokrat adına yemin etmek hattadır, tabii batılılar bunu yapıyorlarya bizimde aynısı yapmamız gerek)

 

DİL ÜZERİNDE TAT ALAN PAPİLLER: Dil üzerinde 5 çeşit tat alama alanları vardır ve bunlar acı, eşki, tatlı, tuzlu vede yağ tatı alma alanlarıdı. Bunlardan acı (mavi), eşki (yeşil), tuzlu (sarı ) ve tatlı (lila) tat alanlar hücreleri otomatik olarak aktiftir ve bu tatlarda olan besinleri aldığımızda hemen değerlendirme yaparlar ve besinin tadı konusunda bilgi sahibi oluruz. Fakat yağ tadını alan hücreler aktif değildir ve bu nedenle öreneğin zeytin yağlı yemek yediğnide özel ayrıca bir tat almazsınız bu tadı değerlendiren hücreler ancak ve ancak 40 gün süreyle zeytin yağını sade veya salata ile alırsanız aktif olur. Aksi halde aktif olmaz. 40 gün sonra zeytin yağlı besinler yiyince tamak tadına ulaşan kişi bu tür beslenmeden vaz geçmek istemez.Peynir, et ve mamüleride kişide bağımlılık yapar uzun süre peynir ve et yiyen kişi peynir, et ve et mamüllerini bırakamaz. Sağlık problemleri nedeniyle bıraktı diyelim o zamanda doymaz ve kendini sürekli aç hisseder ve haliyle aşırı yemek yeme hissi doğar. Peynir, et ve et mamülleri mide ve bağırsakalarda en uzun süre kalan besinlerdir ve kişiyi tok tutar. Oysa meyveler 20-60 dakika ve sebzeler 30-120 dakika midede kalır. Buda kişinin erken açıkmasına ve yediği besinler nedeniyle doymamasına sebep olur. Bu nedenle diyet yapan kişiler diyeti bıraktıktan sonra daha çok yemek yerler ve daha kilolu olurlar. Sindirim organlarının alışık olduğu hazım süresi kısalınca, boşalan mide kişide açlık duygusunu uyarır. Et, peynir, yumurta ve mamüllerine alternatif olacak ve midede uzun süre kalacak ve kişinin açlık duygusunu giderecek bir besin gerekir.

Salata: Bu besinde zeyinyağıdır. Midede normal olarak 30-120 dakika kalan çoban salatasına zeytin yağı katlırsa bu süre midede 3-4 saate ve bağırsaklarda 8-10 saate kalır ve kişinde açlık duygusu uzun bir süre görükmez. Ayrıca zeytin yağı olmadan yenen domatesteki likopen isimli bir çeşit B-Vitamini çok çok az değerlendirilir. Zeytin yağı ile ise tamamı değerlendirilir. Bu diğer sebzeler içinde geçerlidir. Her türlü salataya zeytin yağı, sirke ve limon suyu katılmalıdır. Yemeğe başlamadan önce salata yenmeli, sonra çorba içilmeli ve sonrada diğer yemekler yenmelidir. Neden çünkü önce salata yenirse bağırsakları çalıştırılır, hareketlendirir, tembeliği önler, bağırsak içindeki artık maddeleri dışarı atılmasını sağlar. Yemekten önce salata yenmesi ile bağırsaklarda ishal, kabızlık ve tembelik gibi durumlar olmaz vede bağırsaklarda iltihaplı ve ülserli rahatsızlıklar olmaz.

Peynir: Halkarasında peynirin kalsiyum için çok çok önemli olduğu söylenir ve hatta doktorlar kemik erimesine karşı bol bol peynir yenmesini tavsiye ederler. Ve bol peynir yenince kemiklerdeki kalsiyum oranının artacağı idddea edilir. Et ve peynir yiyince Hücrelerdeki metabolik değişimler sırasında aşırı asit oluşur, bu asidi atmak için aşırı kalsiyuma ihtiyaç duyulur. Ve böylece aşırı asitle birlikte kalsiyumda dışarı atılır. Yani peynir yiyince kalsiyum alınır ama alınandan çok daha fazlası, peynirin sebep olduğu asitlenme nedeniyle dışarı atılır. Vücudumuzdaki asit-baz dengesinin sürekli dengede olması gerekir asidin aşırı artması demek komaya girmek demektir ve sonu ölümdür, bu nedenle küçük beyin oksijen alımını yavaşlatır. Fakat asla peynir yenmemelidir.Peynir asala yenememelidir, çünkü iltihaplanmaya sebep olur. Peynirle ilgili üçüncü önemli tehlike ise Tyramin isimli bir madde içerir ve bu madde normal olarak monoaminooksidaz tarafından yok edilir. Depresyon ilaçıları Tranylcypromin içerir ve bu maddede monoaminooksidazı frenler. Böylece Peynirin içinde olan Tyramin vücutta yoğunlaşır ve buda yüksek tansiyona neden olur. Depresyon ilaçı alan hastaların bu nedenle kesinlike peynir yememeleri gerekir. Bu tyamin suçuk salam gibi besin maddelerindede bulunur. (NH 10.2000.6)

Oksijenin azalması yorğunluk, haksizlik, dermansızlık, güçsüzlük gibi problemlerin ortaya çıkması demektir. Vücudumuzdaki asit-baz dengesi sürekli dengede tutulur. ADB’de yapılan bir araştırmada hayvansal besinalanların idrarında yüksek oranda asit ve kalsiyum tesbit edilmiştir. Osteoporoz’un (kemik erimesi) sebebi kalsiyum yetersizlıği değil kalsiyum kayıbı olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlede hayvansal besin alanların idrarında yüksek oranda asit ve kalsiyum tesbit edilmiş ve sebze ve meyve yiyenlerde ise daha az kalsiyum kayıbı olduğu görülmüştür. Böylece peynir yersen kemiklerin sağlamlaşır masalı sona ermiştir. (Wolfgang Spiller, Ehk. 10.2002.713)

Et, Peynir ve mamülleri sebep olduğu ikinci önmeli tehlike ise vücutta iltihaplanamaya sebep olmasıdır. Et ve Peynir kan ve dokularda asitlenmeye sebep olur ve asitli ortamada immün sistemi faliyetini azaltırken, çünkü yeterince oksijen alamazlar vede bakteri, virüs ve mantarlar daha hızklı çoğalmaya başlar. Kanın PH-değeri 7,4’dür ve bunun sürekli korunması gerekir. Et, Peynir ve etmamüleri vücudumuzdaki H+ (hidrojen) ve C+ (karbon) iyonlarının yükselmesine neden olur. Bunu nötüleştirmek için O2- (oksijen) iyonları gerekir ve O2- iyonlari ile birlikte H2CO3 (karbonikasit) ortaya çıkar. Buda H2O (su) idraryoları ile CO2 (karbondioksit) nefesyolları ile dışarı atılır. Et Peynir ve etmamülleri H2CO3?nin aşırı yükselmesine sebep, buda kanın asitlenmesi demekdir ve bu büyük tehlikedir. Asitlenmeyi durdurmak için küçük beyin akçiğere O2- alımını yavaşlatmayı emreder, O2-alımının yavaşlaması ile birlikte beslenemeyen hücreler nedeniyle kişi hemen yorulur, dermansızlaşır ve güçsüzleşir..

Et yemeklerinin hazırlanışıda çok önmelidir. Ekide et yemekleri genelikle sulu yemekler iken, bugün et yemekleri genelikle döner veya kebap şeklinde direk ateşte bişirilen etler oksitlenmekte ve oksitlenen et mide ve bağırsakalra zarar vermektedir. Bu nedenle eski usul haşlamalı etli yemekler daha az zararlıdır. Oksitlene etli yemekler ve peynir aşırı asitlenmeye sebep olur. Uyumakla yorğunluk geçmez, günde 10 saat uyusanız yine kendinizi yorğun hissedersiniz, çünkü et ve peynir vücuttaki asiti aşırı yükseltir ve bu asidin nötürleştirilerek asit-baz dengesinin normala dönmesi çok zaman alır. Ve oksijen asidi nötürleştirmek için harcandığından yorğunluk, halsizlik ve dermansızlık uzun sürer. Özeliklede akşamları et ve peynir yenirse bir gün sonra yorğunluktan kendinize gelmeniz çok zaman alır. Bu nedenle en fazla haftada iki gün et ve mamüleri yenmelidir.

Et: Yüksek tansiyon asıl nedeni aşırı hayvansal besin özeliklede et ve et manüleri tüketme sonucu bağırsaklarda ortaya çıkan ?Metihionin? aminoasidinin B6,B12- vitaminleri tarafindan elimine edilememesi neticesinde ortaya çıkan ?Homocystein?dır. Homocystein LDL-Kolesterolunu (zararlı Kolesterol) oksitlemesi sonucu. LDL-Kolesterolu makrofajlar (bakterileri yiyerk yok eden savunma hücreleri) tarafindan yabanci madde (zararli bakteri veya virus) diye alğılanmasına sebep olur. Makrofaj LDL-Kolesterolunu yiyerek yok etmeye çalışır ve böylece süngerimsi artık maddeler oluşur ve bunlarda damarların iç yüzeyine yığılarak damar sertliğine neden olurlar. Damar sertliği başta beyin kanaması, kalp krizi ve kalın bağırsak kanseri gibi çeşitli hastalıklara sebep olur.

Beyaz Un: Karbonhidratlı besinlerde sağlığa zararlıdır vede şişmanlığa neden olurlar. Burada yağlı besinleri anladıkta karbonhidratlı besinler neden şişmanlığa sebep oluyor diye bir soru akla gelebilir. Karbonhidratlı besinler deyince lifli (sebzeler meyveler) besinler değil, nişastalı besinleri özeliklede kepeksiz un’dan yapılan yiyecekleri kastetmeteyiz. Nişasta bir polisakkarid olup bağırsaklarda disakkaride ve kanda glükoza dönüştürülür. İnsan vücudu gulkozu yağa çevirebilmektedir, bunlarsa ekmek, makarna, şeker, tatlılar ve diğer tahıl ürünlerininde oldukca bol vardır. Son zamanlarda sabahları çorba yerine börek, çörek, pasta yemek çok moda ve modern oldu. Sabah sabah yenen bu besinler mide ve bağırsakları yorar ve bağırsakların hareketlerini sınırlar. Çorba hoşunuza gitmiyorsa meyve veya sebze yiyin ama asla börek, çörek gibi ağır yiyeceker sabahları iyi değildir. Kanda fazladan bulunan gulukoz ileride kulanılmak için yağa dönüştürülerek depolanır. Bu nedenle et, peynir ve yumurta gibi hayvansal besin yemeyenlerden de şişman olurlar ve hatta hamurlu yiyeceleri çok sevenler, bakiliyat ve tahıl ürünleri daha şişman yapar, çünkü hayvansal besinler aynı zamanda proteinda içerirken nişastalı besinler hemen hemen yok denecek kadar protein içerirler.

Protein ve yağın ayrışması zaman alır ve böylece pankreasa zamn kazandırılır, yeterince insulin salğılaması için. Kepekli ekmekteki nişastanının şeker dönüşmesi zaman alır çünkü vitaminler, minerller ve lifli maddelerin ayrışması gerek. Bu nedenle kepekli ekmek yiyenlerin şeker hastalığına yakalanma ve şişmanlama rizki beyaz ekmek yiyenler göre daha azdır. Akşamaları yenen hamurlu yiyecekler, bakliyet ve tahıl ürünleri tam sindirilmediğinden sindirim problemelerine sebep olur. Bu nedenle akşamları sebze, meyve ve yoğurt gibi hafif yiyecekelr tercih edilmelidir. Almanyaya geldiğimde Almanların sulu sıcak akşama yemediklerini gördüm ve şaşırdım, fakat ardan geçen zaman içinde çok doğru beslendiklerini gödüm. Gerçi bunlardan önce bizim Osmanlı akşmaları asla ağır yemek yememiş. Yani almanalardan biz bir şey alıyoruz ama aslında o aldığımız değerin aslıda biz aittir.

Beyaz Şeker: Şekerin kulanılması ise çok yenidir. Şekerin doğalı, yani birleşiminde vitamin mineral ve enzim içerdiğinden zararı pek yoktur. Örenğin eskiden kulanılan Turhal şekeri veya esmer şeker normaldir. Eskiden tatlandırıcı olarak bal ve pekmez kulanılırdı. Şeker pancarından elde edilen şeker ilk zamanlar doğal iken sürekli yeni metotların geliştirilmesi ile şimdi beyaz şeker hiç vitamin mineral, enzim ve amino asit içermez ve en önemli kısmı hayvan yemi yapımında kulanılır. Buda kandaki şekerin aniden yükelmesine sebep olur, çünkü vitamin, mineral, enzim, ve amino asit içermediğinden hızlı geçiş olur. Şeker kanda yükselirken bu şekeri hücreye taşıyacak olan insulini yeterince salğılanaması nedeniyle zamanla şeker hastalığı ortaya çıkabilir.

Bu nedenle doğal şeker kulanılmalıdır. Dünyada en sağlıksız beslenen millet malesef Türk Milletidir. 84 milletten insanın çalıştığı havaalanında bir firmada çalışıyorum. Asyalılar pirinç, deniz ürünleri, sebze ve meyve, Avrupalılar patates, laahna, meyve, sebze ve hayvansal ürünler, Afrikalılar sebze, meyve, tahıl ağrılılı beslenirken. Dünyada sadece Türklerin varlıklı olanları hastalık derecesinde hayvansal besinlerden: et, peynir, yumurta ve kepeksiz un mamülleri (kepeksiz unda mineral, vitamin, enzim bulunmaz ve kişinin bağırsaklarına yapışır, geniş bilgi için buğdaya bak) vede alkol, fanta ve kola türketiyorlar.

Buda bile bile ölüme koşmaktır. Avrupadaki Türkler özelikle çok sağlıksız besleniyor ve sürekli hayvansal besin tüketiyorlar. Türk Milletinin geleceği bu gidişle pek parlak değil. Osmanılı yani dedelerimiz akşamları hayvansal besin yemezlerdi ve en fazla haftada 2 defa et yerlerdi, çok yüksek bir beslenme kültürüne sahiptiler. Hiç et yememekte iyi değil çünkü et hücre yenilenmesinde çok önmeli rol oynar.

 

İçecekler: Beslenme deyince akla genelikle yiyecekler gelir oysa içeceklerde çok çok önemlidir, çünkü içecekler bütün sindirim sistemini altüst edebilir. Siyah çaydan uzun süre ve aşırı miktarda içilirse bağırsakları kurutur ve sindirimini bozar geniş bilgi için çaya bak. Kahvede aynı şekilde uzun süre ve aşırı miktarda içildiğinde başta gastrit olmak üzere birçok rahatsızlığa neden olabilir geniş bilgi için kahveye bak.

Asitli içecekler (Cola, Fanta) ise kanın ve dokuları asit-baz dengesini bozarak asidoza sebep olur vede içerdikler asırı miktardakı şeker nedeniyle kemikleri erıtırve sindirimi zayıflatırla (Geniş bilgi için kola ve asidosa bak).Doktorlarin çoğu çok su içilmesini tavsiye ederler, oysa fazla su içilince böbrekler vücuttaki fazla sıvıyı atmak için böbrek hücrelerindeki (nefro, nephron) tübüler kanaları genişler ve idrarla birlikte aşır miktarda vitamin, mineral, glukoz ve protein gibi önemli maddelerde dışarı atılır.

Diyet Kuralları kişinin zayıf, normal ve obez olamasına göre 3 çeşit diyet yöntemi vardır. 
1-) Kilolu olup zayıflamak isteyenlerin uyması gereken kurallar: Gökçek Diyet Kuralları 1
2-) Kilosundan memun olup ta vücudnundaki curuf ve toksik maddeleri atmak isteyenlerin uyması gereken kurallar: Gökçek Diyet Kuralları2
3-) Aşırı zayıf olanların dikkat etmesi gereken kurallar: Gökçek Diyet Kuralları3

 Diyet Kuralları 1: Kilolu ve hastalıklı kişilerin dikkat etmesi gereken kurallar. Obez ve hastalıklı kişilerde genelikle mide ve bağırsak problemleri olur. Bağırsaklar besinlerdeki mineral, vitamin ve enzimleri değerlendiremediğinde kişi sürekli fazla yemek zorunda kalır ve kilo alır vede hastalıklar sürekli çoğalır azalmaz. Bu tür rahatsızlıklar’da Gökçek İksir ve Gökçek Tonik kullanmaları gerekir.
1-) Peynir asla yenememeli, çünkü asidoza sebep olur. Asidozu nötürleştirmk için aşırı mineraller harcanır ve curuf oluşur ve vücudun zayıf noktasına depolanır. Her kişinin bünyesinde değşik noktalarında zayıf dokular vardır. Bu nedenle curuf kişiden kişiye değişik noktalarda yoğunlaşır ve bu curuf içine mikroplar yerleşerek toksik maddeler üretirler. Curuf nedeniyle kişide vitemin, minerla, enzim ve protein eksikliği oluşur ve bağışıklık sistemi zayıfladığından mikroplar azar, çünkü curuf içindeki mikroplara bağışıklık sistemi etki edemez.

2-) Et ve et mamüleri de aisoza sebep olur, özeliklede et artıklarından yapılan ve aşırı kimyasal katkı maddeleri içeren sucuk, salamve sosis iyi değildir, diyet süresince hayvansal ürün yememek gerek. Diyet’ten sonrada sade ve temiz et haftada bir defa yenebilir.

3-) Bakliyat, tahil ve özelikle un mamüleri (ekmek, makarna, mantı, pasta, çikolata vs) hemen hemen nişastadan oluşur, yani nişasta polisakkarid demektir. Poli sakkarid parçalandığında disakkarid ortaya çıkar ve disakkarid de parçalanınca Glikoz ortaya çıkar. Glikoz bildiğimiz şekerdir. Kandaki fazla şeker yağa dönüştürülerek depolanır. Yani ha et yemeşsiniz ha ekmek her ikiside yağalanmaya şişmanlığa sebep olur.Çok çiğnemek şartı ile doğal besinler (kepekli ekmek doğal pirinç) yenebilir.

4-) Akşam altıdan sonra yenen yemek sindirilmez, midede ve bağırsaklarda uzun süre kalır mide ve bağırsaklar genişler,sarkar vede deforme olur.. Mide ve bağırsaklar çalışma temposunu bu saat’ten sonra minimum seviyeye indirir. Bu nedenle mecbur kalırsanız yoğurt veya meyve yiyebilirsiniz.

5-) Salataya mutlaka zeytinyağı, sirke ve limonsuyu katımlalıdır ve meyveler yemekten önce yenmeli, böylece bağırsakların peristalik harelketi forma girer. Kabızlık, ishal ve hazımsızlık görülmez. Zeytin yağı katılmadan yenen salata kısa sürede mide ve bağırsakalarda kalır ve dışarı atılır, zeytin yağlı sakata uzun süre mide ve bağırsakalarda kalır ve kişiye doymuşluk hissi verir. Et ve peynir yiyenler bu nedenle kendilerini domyamış hissederler.

6-) ÇOK ÇİĞNEMEK YARI SİNDİRMEKTİR, AZ ÇİĞNEMEK HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARMAKTIR.Çok yavaş yemek yemeli böylece dilcik çevresin de bir kas oluşur ve besinler tam hazemdilmeden bu kas tarafından bırakılmaz, artı besinlere ağız tükrüğün’den yeterince Ptiyalin enzim ismi ile anılan enzim karışır ve buda besinlerdeki mineral ve vitaminlerin değerlendirilmesinde rol oynar.

7-) Siyah çay ve kahve bağırsakları kurutur ve mideyi tahrişeder. Bu nedenle çok kolay gastrite yakalanma rizikosu ve bağırsaklar’da da kuruma nedeniyle pompa gibi çalışan vilüs kanaları foksiyonlarını yerine getiremez ve kişide vitamin, mineral ve enzim yetersizliği görülür.

😎 Tatlılar özeliklede kola ve fanta gibi içeceklerde aşırı şeker bulunması nedeniyle bağırsaklar’da mantarlar azar. Mantarlar zehirli alkoller, zehirli gazlar ve biyojen aminler (örenğin histamin) üretir ve bu da allerji, kemik erimesi, deri hastalıkları sindirim rahatszılıkları, depresyon vs gibi hastalıklara sebep olurlar.

 

 Diyet Kuralları 2: 
Kilosun’dan memnun olupta vücudun’daki curuf ve toksik maddeler’den arınamk isteyenler için uygun bir yöntemdir, bunun için Gökçek İksir artı Gökçek Kan çayı uygun olur.
1-) Sade temiz et haftada 1-2 defa yenebilir. Sucuk,salam ve sosis et artıkları ve kimyasal katkı maddeleri içerdiğinden iyi değildir.
2-) Peynir asla yemememlidir çünkü asitlenemeye sebep olur ve asit iltihapları azdırır.
3-) Siyah çay ve kahve bağırsakları kurutur, ileride mineral, vitamin ve enzim yetersizliği demektir.
4-) Aşırı tatlı yemek ve özeliklede kola, fanta gibi aşırı şekerli içecekler bağırsak mantarlarını azdırır ve kemik erimesine sebep olur.

Diyet Kuralları 3:
Aşırı zayıflık nedneniyle halsiz dermansız ve halsiz olanların genelikle mide ve bağırsak problemleri vardır, bunuda Gökçek İksiri artı Gökçek İştah çayı ile tedavi etmek mümkündür.
1-) Asla peynir yenmemeli asidoza sebep olur.
2-) Sade ve temiz et yene bilir, sucuk, salam ve sosis iyi değildir.
3-) Siyah çay, kahve bağırskaları kurutur iyi değildir.
4-) Aşırı tatlı yiyecekler ve kola fanta gibi içecekler bağırsak mantarını azdırı ve kemik erimesine sebep olur.

 


Yiyecekler: Imami Buhari:
1-) “Sofradan ekmek eksik etmemek gerekir” buyurmuştur ve Peygamber efendimizde elenmiş undan yapılan ekmeği yememiştir. Kepekli undan yapılan ekmek ise B1, B2, B3, E-Vitaminleri ve ß-Karotin (Provitamin A) vitaminleri ile, bakır, mangen, magnesiyum, fosfat, demir ve çinko içerir. Lifli besineler (kepekli un, keten, yulaf ezmesi (yulafa bak), meyve ve sebze) safra asidini kendine bağlar ve böylece safra dışkı ile dışarı atılır. Eksilen safrayı karşılamak için kandaki kolesterol karaciğere taşınır ve safra asidi yapımında kulanılır. Böylece kanadaki kolesterol azalır. Lifli besinler kalın bağırsakalrda bakteriler tarafından küçük zincirli yağasitlerine bölünür. Bu küçük zincirli yağasitleri (asetat, propionat ve butirat) kolesterolun oluşmasını önle. Buda kolesterolun kandaki seviyesini düşürürür. Kandaki yağın azalması ve sertliğin önlenmesi ile hücrelere gerekli olan besleyici maddeler taşınır ve böylece kişinin enerjisi artar ve sağlığına kavuşur. Oysa günümüzde beyaz undan yapılan ekmek ve makarnada ne vitaminler nede minaraller mevcuttur. O halde Türkler avitaminoz (vitaminyetersizligi) ve mineralyetersizligi ve proteinyetersizligi çeken bir milletir (geniş bilgi buğdaya bak). Almanyada 272 çeşit ekmektürü üretilmektedir ve bunun büyük çoğulğunuda kepekli ekmekler oluşturur. O halde kepekliun mamuleri özeliklede kepekli ekmek yemek şartır.

Hz. Ali:
2-) “Kim 40 gün et yemez ise ahlakı kötüleşir (huysuz olur), kim de hiç ara vermeden 40 gün et yerse kalbi kararır” buyurmuştur. Neden derseniz kolesterolu hayvansal besinlerden alırız. Birçok hormonun anamaddesini kolesterol oluşturur ve bu kolesterolün azalması kişide hormon denğelerinin bozulmasına neden olur vede aşırı et yiyincede kişide dermansızlık, halsizlik, yağlanma, damartsertliği vb. rahatsizliklara ortaya çıkar. (genis bilgi için Hastalıklarda Bağırsakflorasına bak)

ABD’li A.Flecher 1890’da yakalandığı hastalıkları tibbi ilaclarla vede tıbbı tedavilerle iyileşemez, ve tekerlekli sandelyeye mahkum olur, ailesi onu terkeder, işinden olur. Bir tanıdığı yavas ye, her lokmayi 50 defa çiğne o zaman zaten fazla yiyemesin ve erken doyarsın, yediklerini hazmedersin der. Oda bunu tatbik eder. A. Flecher 6 ay sonra tekerlekli sandelyeden kurtulur, bir yil sonrada işine geri döner ve ailesi ile barışarak yeniden evlenir. Hertülü hastalığın sebebi hızlı yemek, çok yemek vede aşırı hayvansal besin tüketmektir. Bunlar Bağırsakflorasını bozar.

Bozulan dengeler nedeniyle faydalı bakteriler azalır, zararlı bakteriler, tehlikeli mantarlar ve viruslar devreye girer ve beklenmedik hastalıklar ortaya çıkar. (Geniş bilgi için Hastalıklarda Bağırsakflorasına ve Mantarlara bak). Hayvansalbesinlerin, özeliklede et ve et manüllerinin haftada en fazla iki defa tüketilmesi gerekir. Oysa Türk mutfağında etsiz yemek bulmak adeta imkansızdır. Antalyaya izine gittiğimde etsiz yemek sorunca, garsonlar şöyle garipca bakıyorlar. Oysa hem avrupada hemde asyada etsiz yemek gayet normaldir. Yemek ve kahvaltıdan önce iki bardak su içmekte kişide erken doymuşluk hisis uyandırır ve aşırı yemek yemesini önler.

Cafer es-Sadik (RH):
3-) “Kim malının ve evladının çok olmasını isterse , sebze yemeye devam etsin” der. Neden çünkü sebzeler; vıtaminler, mineraller vede liflimaddeler içerir. Liflimaddeler selüloz türü maddeler olup bunlar; bir bağırsaklardaki faydalı bakterilerin besinidir, iki liflibesinler bağırsak perstaliğini (motorik hareketler) harakete geçirir ve böylece bağırsak içeriğinin bağırsaklardaki transit süreci hızlanır ve kişi zamaninda defi hacetini yapar. Zamanında yapılmayan defi hacet bağırsaklarda kokuşmaya sebep olur. Buda bağırsaklardaki patojen ( hastalık yapıc&#305 bakterlerin ve mantarların azması demektir. Bu nedenle bağırsakları çalıştıran sebzeler beslenme için çok önemlidir.

4-) Peygamberimiz “Ey Ali yemeğine tuzla başla çünkü içinde cüzzam, frengi, karınağrısı, ruhsal ve sinirsel hastalıklarından bulunduğu 70 hastalığı iyileştirir” buyurmuştur. Neden çünkü tuz kimyasal olarak Soydumklorid adı ile anılan tuzu alınca ortaya (2 NaCl+H2O+2NaOH+HCl+1/2Cl2) çok sert bir asit, çok sert bir bazik madde ve klor gazı ortaya çıkar.

a-) Mideasidi de tuzasidi (tuz ruhu, HCl) olup, buda Mideasidinin kalitesini artırır.
b-) Sodyum özeliklede böbrekler için çok hayati öneme sahiptir.
c-) Klor gazi ise eskiden Ankaranın suyu sürekli klorlanırdı, çünkü klor zararli bakterileri yokeder.
d-) Tuzsuyu çeker derler doğrudur. Beynin çalışmasında bu tuza çok bağlıdır.
e-) Tuzun tansiyonu yükseltiğine dair söylentiler ise Bonn universitesi tarafindan yapılan bir araştırmalarla yalanlanmıştır.

Tansiyonun asıl sebebi aşırı hayvansal besinler ve hamurlu yiyecekler, özeliklede beyaz un mamuleri, et, peynir ve yumurtayı sayabiliriz. Beyaz un vitamin ve mineral içermez ve bağırsaklarda disakkaride dönüştürülen nişasta kanda glikoza (glükoza) dönüştürülür ve şayet enerjiye dönüşmüyecek kadar çoksa yağa dönüştürülerek depolanır. Bu nedenle hamurlu besinlerde et gibi şişmalığa sebep olur. Tuz ile ilgili geniş bilgi için Tuz Masalına bak.

Şişman kişiler uyuynca rahat uyuyamaz çünkü organları sıkışır özeliklede böbrekler, akçiğerler,mesane ve sindirim organları sıkışır. Böylece akşamları çok yemek yiyincede, horlama, ağızdan su akması, kötü rüyalar görerek rahatsız olma ve dinlenmeden tekrar uyanma gibi durumlar ortaya çıkar. Bundan yıllar önce ev doktoruna gittim ve kanımdaki HOMOCYSTEIN oranın tesbitedilmesini ricaettim. Doktor böyle birşeyden haberinin olmadığını ve ilk defa duyduğunu söyledi ve yanında çalışan hemşirelere sordu onlarda bizde bilmiyoruz dediler. Sizde merak edip sorarsanız zannederim aynı şekilde tuaf karşılanırsınz.

Sağlıklı kalabilmenin ve sağlıklı yaşayabilmenin en önemli faktörü kılcal kandolaşımıdır, çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim vb., besleyici maddenin hücrelere ulaşması vede mikroplarla mücadele eden maktofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır. Fakat doğru beslenmek şarttır.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur. Siyah çay ve kahve içilmemeli, çünkü mide ve bağırsakları tahrişeder. Böylece vitaminler, mineraller, aminoasitler, vs…, yeterince alınamaz (absorbe) ve rahatsızlıklar ortaya çıkar. Et ve et mamülerine 5-6 ay aravermek gerekir, çünkü asidoza sebep olur, buda birçok hastalığın ana kaynağıdır.

 

Diğer Diyetler:

Kahve Diyeti: Dünyada en uçuk ve aptalca bir görüş kahve ile diyet yapılması ve kahvenin sağlığa çok faydalı olduğunu anlatan büyük tv programaları ve reklamalarda ne kadar yalan varsa sayıyorlar. Kahvenin demir, magnesyum ve kalsiyum mineralleri ile B1-Vitamini (Thyamin) yetmezliğine sebep oldugu tesbitedilmiştir. Bilindiği gibi bu minerallerle B1-Vitamini yetersizliği çok farklı ve çesitli hastalıklara sebep olur ve bunlarin başında kemikerimesi, kaskrampları, derihastalıkları, dermansızlık, kansızlık ve immunzafiyeti en önemlileridir. Ham kahvede bulunan Küfmanatarı (ochra toxin A), Kahve kurutuluriken tamamen yok edilmediğinde bağırsaklara yerleşerek zehir (Aflotoksin) üretir buda başta böbrek kanserine, gözbebeği bozukluklarına sebep olur.
Fast-Food Diyeti: Evet bazı diyetisyenler fast food diyeti diye diyet türü tavsiyeediyor. AB ve ABD ülklerinde neden bu kadar şişman insan var, bunu açıklıyacak biri var mı? Evet buradaki insanaların zamanları olmadığından veya alışkanlık nedeniyle aşırı fast foodla beslenirler. Hamburger ve Chesburger gibi yiyecekler sağlıklı değildir, çünkü beyaz undan yapılan sandeviçlerde en önemli viteminleri içermez, kişide zamanla vitaminsizlik (avitaminoz) görülür. Buda birçok hastalığa davetiye çıkarır.

Kola Diyeti: Bazı bazı diyetisyenlerde diet kola tavsiye ediyor, peki diet kolanın içde şeker yerine ne var aspartam, sakkarin vs. Tatlandırıcılar var. Bu tatlandırıcıların kişide beyin uruna sebep olduğu ABD?de yapılan araştırmalarla tesbit edilmiştir. Kola fazalalınırsa Ellerterlemesi, keyifsizlik, başağrısı, kalpçarpıntısı, korku, depresyon, yorğunluk ve konsantrasyon zafiyetine sebep olabilir.

Et-Peynir Diyeti: Bazı diyetisyenlerde nedense sürekli şu kadar et ve şu kadar peynir yenmeli diyorlar. Et, peynir ve mamüllerinin kanda aitlenmeye neden olduğu bu asidi nötürleştirmek içinse aşırı oksijen ve kalsiyum harcanmasına sebep olduğu tesbit edilmiştir. Oksijen yetersizliği halsizlik, dermansızlık ve immün ssiteminde (bağışıklık sistemi) zafiyete neden olur. İmmün zafiyeti ise birçok hastalığa davetiye çıkarır. Bu nedenle beli bir yaştan sonra bu 35 olabilir çok az et ve et mamülleri tüketilmeli ve asla peynir yenmemelidir.

Çay Diyeti: Bazı diyetisyenlerde sağolsunlar yeşil veya siyah çay içilmasinden bahsetmektedirler. Peki siyah çayın ne kadar tanin içerdiğini biliyorlar mı? Siyah çay Türk usulü içilirse bağırsakları kurutur ve böylece bağırsak florası bozulur vede kişide zamanla avitaminoz ve mineral yetersizliği ortaya çıkar. Geniş bilgi için Siyah çay demir, magnesyum ve kalsiyum mineralleri ile B1-Vitamini (Thyamin) yetmezliğine sebep oldugu tesbit edilmiştir. Bilindiği gibi bu minerallerle B1-Vitamini yetersizliği çok farklı ve çesitli hastalıklara sebep olur ve bunlarin başında kemik erimesi, kas krampları, deri hastalıkları, dermansızlık, kansızlık ve immunzafiyeti en önemlileridir.

Atkis Diyet: Bu görüş bir rüya gibi bir görüş. İstediğin kadar yağlı, tatlı, et, peynir ve yumurta ye diyor. Evet Atkis her şeyi istediğiniz kadar yiyin diyor. Ve karbonhidratlı besinlerden kaçının diyor, yani pirinç, patates ve ekmek yemeyin diyor. ABD’li bu diyetisyen Dr. Robert Atkis’e ait olan bu görüş nedeniyle ABD’de milyonlarca insan yanlış beslenmiş ve yağlanma nedeniylede ölmüşlerdir. Bu diyetisyende aynı kendi buluşunun kurbanı olmuş aşırı yağlanmadan ölmüştür. Bu adamın kitabı 1970 li yıllarda ABD?de milyonlarca satmıştır. Aktis diyetinde peynir, yumurta, et ve et mamülerinin bolbol yenmesini ekmek asla yenmemesini söylüyor.

Brigitte-Diyet: Brigite kadın dergisi tarafından ortaya atılan görüş buna göre kişi günde 1000-1500 kilokalorilik besin almalıdır. Bunlar bu derği etrafında ve internette bu konular ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Somon balığı, patates, zeytin, müsli gibi yiyecekelr ve tarçın, ananas gibi içecekler tavsiye edilmektedir. Yani kendi üretikleri ürünleri pazarlama gibi bir yöntem ve sistem. Tabii bu gruba dahil olanlar genelikle diyet nedeniyle doymadıklarını beyan etmektedirler. Burada genelikle hazır ürünler olduğundan tabii konserve içermektedir ve de ileride birçok problem demektir.

Crashdiyet (Sert Diyet) : Crasdiyetle hemen hedefe gidileceği görüşü vardır. Bu görüşe göre diye 3 gün ila 3 hafta arsında istenilen kiloya ulaşılacağı ileri sürülmektedir. Bu metotla aç kalınarak kısa sürede kilo verilebilir, ama bu verilen kilo genelikle sıvı olduğundan kişi daha hızlı kilo alır ve jojo-effekt (katlanarak geri dönüş ) oluşur. Ani olarak yeme ve içmeyi azaltma nedeniyle kişide açlık duygusu önlenemez. Vede diyeti bırakır bırakmaz hemen aşırı yeme içmeye başlıyarak eski kilosuna ulaşır ve hatta eski kilosunu bile aşabilir.

Farklı Diyet: Farklı Diyet aslında bir diyet türü değildir, aksine beslenme şeklini değiştirmedir. Bu Farklı-Diyete göre örneğin bir yemek vaktinde sadece proteinli yiyecekler belirlerni ve sadece proteinli yiyecekler yenir. Bir sonraki yemekte ise sadece karbonhidratlı besinler yenir vede sonraki yemek vaktinde yağlı besinler tercih edilir. Bu görüşü ortaya atanlar. Kişi karbonhidratlı besinler aldığında sindirim organları ona göre sindirim salğısı salğılamakta, proteinlı besin aldığında ona göre ve yağlı besin aldığında ona göre sindirim salğısı salğılamktadır. Ve yemeğin türüne göre asitli veya bazik sindirim salğısı salıdığı görüşürdür. Farklı Diyetin en önmli unsuru protein, yağ ve karbonhidratılı besinleri kesin olarak ayrı zamanlarda yemektir. Fakat tabii proteinlı, yağlı veya karbonhidratlı besinleri birbirinden ayrımak öyle kolay bir iş değidir. Bu diyet ABD?li Dr. Hay tarafından geliştirlmiştir.

Glyx-Diyet: Bir kaç yıldır Glyx Diyet denemeleri başlamış ve önemli sonuçlar elde edilmiştir. Glyx Glykaemiş Indexin kısaltılmış şeklidir. Bu diyet şekli ile pankreasın çalışması sağlanır. Bu metota oldukca az hayvansal besin alınmakta ve daha çok karbonhidrat almaları gerekmektedir. Glyx Diyette genelikle sebze, meyve, balık ve süt mamüleri ağrılıklıdır. Glyx Diyet yapanların yoğun bir spor yapamasıda tavsiye edilmektedir. Bu diyetde genelikle hüsranla bitmaktedir, çünkü kişide doymuşluk hissi olumamaktadır. Ve kişi diyeti bırkınca eski kilolarını yeniden almaktadır.

Güney Sahil Diyeti: Bu diye Atkins diyetine çok benzer ve yağ-protein ağılrlıklıdır, fakat Atkins gibi sert olmayıp karbonhidratlı besinlerede azda olsa müsade etmektedir. Floridada yaşıyan kardiyoloji doktoru Arthur Agatston tarafından geliştirilmiştir. Bu diyet 3 aşamalıdır. 1. Devre 2 hafta sürerer ve bu süre içinde ekmek, makarna, meyve yasaktır. Yağsız et, sebze, yumurta, peynir ve ceviz tavsiye edimktedir. 2. Devre bu devrede kepekli un mamüleri tüketilebilir. Ve istenilen kiloya ulaşınca çok az olmak şartı ile sebze ve meyve yenebilir. Bu diyette fast food kesinlikle yasaktır.

Karbonhidrat ağırlıklı diyet: Karbonhitralı diyetlerde bazı uzmanlar muz ağırlıklı beslenmden bahsederken bazıları, hayır çok mahzurlu en iyisi turuncugiller demektedir. Bu nednele bu diyette kesin bir görüşbitliği yoktur. Bazı uzmanlar Ekmek-Diyeti, bazıları Meyve-Diyeti, bazıları, Patates-Diyeti, bazıları Pirinç-Diyeti tavsiye etmektedirler. Fakat hepsininde ortak görüşü karbonhidrat ağırlıklı beslenmeyi tavsiye etmektedirler vede yağ ve proteinlı besinlerden uzak durulmasını veya çok az alınmasını tavsiye etmektedirler. Araştırmacılar hareketli insanlar karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin faydalı olacağı yönündedir.

Low-Fat Diyet (Az Yağlı Diyet): Bu diyetin özeliği az yağlı ve çok karbonhidratlı beslenmedir. Low-Fat de etin yağsız olması süt ürünlerinin yağsız olması aranır. Ve mümkün oldukca az et ve süt ürünleri alınması ve bol sebze ve meyveli beslenme esasına dayanır. Bu diyette kişi herşeyi yiyebilir, fakat hayvansal besinlerden mümkün oldukca az yemektir. Bu görüşe göre besinlerimizin % 50-60?ını yağlı besinler oluşturuyor. Bu nedenle aşırı hareket edip bu enejiyi harçamak gerekir. Oysa günümüz insanı genelikle masabaşında büroda oturduğundan az enerji harcamaktadır. Fazla enerji harcamadığı halde fazla hayvamsal besin almakta buda depolanmaktadır. Bu nedenle vücutta depolanmayan sebze ve meyve ağırlıklı besinler alınmalıdır. Bu diyette günlük alınacak yağ oranı 60-70 gramı geçmemelidir.

Protein Diyeti: Bu diyet 1920?li yıllarda ABD?li artistler tarafından başlatıldığından ???Hollywood-Diyet?? diyede anılır. Kabuklu deniz ürünleri, fıstık ve yumurta gibi yiyecekler nedeniyle böbrekler faliyetini artırır ve aşırı su dışarı atılır. Bu nedenle kişi kiloverdiğini zanneder. Tabii buna uzun süre devam edilirse çok tehlikeli olacağı beslenme uzmanları ve doktorlar tarafından beyan edilmiştir. Özeliklede hamilelikte, amaliyatta, ateşli hastalıklarda vede yanıklarda kulanılmamalıdır.

Yağ Diyeti: Bu görüşe göre istediğiniz kadar et yiyin diyor, bu görüşe Atkis veya Sout-Beach-Diyet denir. İstediğiniz kadar kalori alın diyor. Önce gerçekten sadece etle beslenen kişilerde zayıflama olmaktadır, fakat avitaminoz ve mineral yetersizliğine sebep olur. Kişide ağız kokusu, kandolaşımı anormalikleri, oluşur. Beyine ve sinir sistemi yeterince besleyici madde alamadığından beyinde ve sinir ssiteminde problemler çıkar.

Weight-Watchers-Diyeti: Bu diyet programıda ABD?li bilim adamları tarafından geliştirilmiştir. Weight-Watchers Diyeti yapanlar kendi aralarında toplanırlar ve diyet üzerine sohbetler yaparlar. Bu toplantılar ücretlidir ve toplantıya katılanlar yaşadıkları tecrübeleri anlatırlar. Bu diyet hakkında internetten bilgi almak mümkündür ve cd ve kitaplarını temin etmek mümkündür. İlk ziyarette obez olan kişinin kliosu, ne zamndan beri şişman olduğu vb konularda hasta hakkında bilgiler kaydedilir. Bu sistemde her besini bir puan cetveli vardır. Bazı besinlerin puanı sıfırdır, yani ondan istediği kadar yiyebilir. Artı aynı zamanda gülük spor bu diyette gereklidir. Bu diyetle zayıflamak zamana yayılmıştır.

Yazar
Yazar
Twitter Facebook Google Linkedin Flickr YouTube

Önceki Yazı:Lenf Bezi İltihaplanması

Sonraki Yazı:Menopoz Tedavisi

BENZER YAZILAR
YORUMLAR
SİZ DE CEVAP YAZABİLİRSİNİZ
Bu yazı hakkında görüşünüzü belirtin.

Kategoriler
Son Yazılar
Ecce Web Tasarım Web Tasarım Blog Teması Ecce Plus Bu tema Ecce Web Tasarım tarafindan düzenlenmistir. Hiçbir sekilde kopyalanamaz.
%d blogcu bunu beğendi: